Çin’de bir üstatla uzun süre çalışan ressam çırağı, hocasına “Ben artık oldum mu?” diye sorar.

Hocası; “Bir resim yap ve meydana as, yanına da ‘hatamı gösterin’ yazıp kırmızı boya koy. Hatalarını görenlerin kırmızı boya ile işaretlemelerini iste” der.

Çırak denileni yapar, resmi meydana asar. Her gören resme bir çarpı işareti koyar. Kısa sürede resmin her yanı kırmızı çarpılarla dolar. Çırak bu duruma çok üzülür. “Sanırım henüz ressam olamadım” der.

Ustası güler ve “Şimdi bir resim daha yapıp meydana as ama yanına boş bir kağıt ve boya bırakıp, altına da ‘kim bu resmin aynısını yapmak ister?’ yaz” der.

Çırak, ustasının bu söylediklerini yapar ve resmi asar. Ancak kimse onun kadar güzel bir resim yapamaz, kağıt boş kalır.

Bunun üzerine usta, çırağa şu öğüdü verir: “Her zaman senin yaptıklarını eleştirecek birileri olacaktır ama iş eyleme geldiğinde, bir şey üretmiyorsa o sözün sahibine kulak asma. Sadece resim yapmakla ilgilen, o zaman işinde ustalaşırsın.”

Kişi her zaman işine odaklanmalı, en önemli rakibi de kendisi olmalıdır. Kendinize inanmanız ve bu inancı korumanız gerekir. Kim ne derse desin inancınızdan vazgeçmeyerek, kendinize inanarak ve çok çalışarak elde edemeyeceğiniz ne var?

Kendinize inanmadığınız, güvenmediğiniz, kendinizi değersiz kıldığınız her anı yıkıp yaratımını iptal edelim mi? Edelim, değil mi? Ve bakalım o zaman evren size neler sunuyor olacak…

Sevgiyle
Özlem Çetinkaya
Dengeli Yaşam Rehberi